Salı, 16 Temmuz 2019 12:51

Genç Turgutlar Marmara'da

Ögeyi değerlendirin
(3 oy)

Kitap, dergi, fotoğraf ve kartpostal biriktirmek sanıyorum çocukluğumdan beri yaptığım bir şey. 2014 yılı Adalı Dergisiyle tanışmamı sağlayan dostum Zafer Yalçınpınar’ın teşhisiyle belki de ben de bir koleksiyonerdim artık kendi çapında. Türk Deniz ticareti ve Bahriyesiyle ilgili bir kitap efemera bulduğum zaman muhakkak alıp okumuş veya ileride yapacağım çalışmalarda katkısı olur düşüncesiyle arşivime katmışımdır. Kitaplığımda kitap koyacak yer kalmazken, evin en güzide yerleri bu kitaplara tahsis edildiğinden Nonna’mın her daim söylediği söz kulaklarımda çınlar olmuştu; “Kitap en iyi arkadaştır”... 2008 yılında Tersanecilik ve sivil denizciliğimizle ilgili yazıları sayfalarına taşıyan ‘Denizcilik Dergisi’nde rastlamıştım delikanlılık çağındaki üç gencin Libya seyahatine. Yüksek Denizcilik Fakültesi 2. Sınıfta okuyan Ömer Salcı (21), Tuncay Saral (21) ve Hüseyin Kolluoğlu (19) üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde gençlerin denizciliğe ilgisini arttırmak, okullarının ismini duyurmak ve Türk bahriyesinin unutulmaz isimlerinden Turgut Reis’e vefa ziyaretinde bulunmak maksadıyla İstanbul’dan başlayıp Libya’ya kadar sürecek olan bir seyahat için kolları sıvamışlardı...

Türkiye’nin sancılı yıllarıydı. Siyasal ortam her geçen gün şiddetleniyordu, Kıbrıs Barış harekâtının üzerinden ise henüz bir yıl geçmişti. 1974 sonları bu seyahate karar veren ‘Genç Turgut’lar maddi imkânsızlıklar içinde de olsa yolculuğu yapabilecekleri bir tekne arayışına girişmişlerdi. Birçok kuruluşa başvururlar fakat bir türlü sonuç elde edemezler. Hatta Aliağa gemi söküm tesislerine kadar gidip işlerine yarayabilecek bir gemi filikası bile bakarlar ancak elleri boş dönerler. Zaman hızla akıp gidiyordur. Bu sırada Günaydın Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Necati Zincirkıran ile tanışırlar. Bu konularda denizcilere her türlü yardım elini uzatan, her türlü desteği veren Necati Bey, gençlerden de yardımını esirgememişti. Daha önce planlarını çizdirdikleri fakat finansmanını bulamadıkları teknenin siparişini gelen desteklerle Ayvansaray’da Halil Usta’ya verirler.

 

turgut reis 2 840x

 

turgut reis 3 280x

Tekne 6.5 metre boyunda, 1.8 metre eninde, 65cm. su kesimine ve iki çift küreğe sahipti. Heyecanla inşasının bitmesini beklemişler ve sonunda 1975 yılı Mayıs ayı ortalarında tekneyi macunlu bir vaziyette teslim almışlardı. Kötü hava koşullarında, rüzgârsız kaldıklarında ve liman giriş çıkışlarında kullanmak üzere, Okul Müdürü İsmail Göksu’nun da yardımlarıyla Pancar Motor Sanayii’nden 9 beygir kuvvetinde içten takma bir de motor almışlardı. Tekneyi seyahate hazır hale getirebilmek, alınan motoru ve temiz su tankını monte edip teçhiz işlerini bitirebilmek için Denizcilik Bankası kaptanlarının ‘Takunya’ Marmara Adaları’nda yaşayan halkın ise ‘Ütü’ benzetmesiyle andıkları Gökçeada Feribotu’nun inşa edildiği Hasköy Tersanesi’ne çekmişlerdi. Yaklaşık bir hafta süren meşakkatli işlemlerin ardından tekneyi yelken direği ve gerekli donanım için Fenerbahçe Burnundaki İstanbul Yelken Kulübü’ne götürmüşlerdi. İstanbul Yelken Kulübü Komodoru Orhan Akra ve Avukat Ahmet Mukbil Yazman burada genç denizcilere sonsuz desteklerde bulunmuşlardı. Yelken Kulübü’nde hazırlıkları tamamlanan tekneyi okullarına yani günümüzde Ortaköy Ziya Kalkavan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bulunan kayıkhaneye getirmişlerdi. Teknenin adının yazılma işini o yıl Makine birinci sınıfta okuyan ve yurt dışında ödülleri olan Levent Demirbilek üstlenmişti. Adı daha önce konan beyaz gövdeli bir martı misali bu alamatra tekneye ‘Turgut Reis’ adı verilmişti. Sancak ve İskele bordalarına da birer Türk Bayrağı resmedilmişti. Seyahat için 1 Temmuz 1975 yani Kabotaj bayramı kararlaştırılmıştı. Haziran’ın son günü Okulda tören yapılmış ve Beşiktaş meydanında bulunan Barbaros Hayreddin Paşa heykeline çelenk bırakılmış, 1 Temmuz’da ise Gazete birinci sayfaya Büyük Serüven başlığı altında seyahatin haberini basmıştı. Hareket saati gelip çatmıştı! Aileleri ve sevenleriyle vedalaşan üç genç gurur ve heyecan içinde yola koyulmuş, ilk önce öğrenim gördükleri okula ait seyir eğitimine çıkacakları ‘Hamit Naci’ Okul gemisinin demirde bulunduğu Moda Koyuna yöneldiler. Buradaki gösterilerin ardından okul gemisinin etrafında bir tur atarak gemide bulunan arkadaşlarının Allah Selamet Versin! nidaları arasında saat 17:30’da ilk etap uğrak limanı olan Marmara Adası’na doğru yelken açmışlardı...

cicek takilmasi 280xDönemin belediye başkanı Ahmet Enön çiçekten kolyelerin takdimini izliyor.

Daha yolculuğun ilk etabında deniz sürpriz hazırlamıştı onlara... Gece 22:00-23:00 sularında gayet güzel seyir yaparlarken aniden patlayan bir lodos fırtınasının ortasında kalmışlardı. Lodos denizleri iyice büyürken rüzgâr de şiddetini arttırmış, 7,5 metrekarelik latin arma yelken yırtılmaya başlamış derhal yelkeni toplayıp, pancar motorunu çalıştırmışlardı. Tulumba tekne içine dolan suyu tahliye etmekte zorlanınca kovalarla su boşaltmaya çalışmışlardı. Makinenin egzoz borusu kısa kaldığı için rüzgârın da etkisiyle çıkan gazdan çok etkilenmişlerdi. İlk fırsatta egzoz borusunu uzatma kararı almışlardı. Yaklaşık 5 saat dalgalarla boğuşarak Marmara Adası Doğu ucundaki Asmalı Fener Adacığını geçmiş ve uygun gördükleri ilk koyda demir atarak biraz dinlenmişlerdi. Zor hava şartlarından ve egzoz gazından bitkin düşmüşlerdi fakat fazla dinlenmeye de vakitleri yoktu çünkü seyahat boyunca uğradıkları her limanda izlenimlerini anlatacakları Günaydın Gazetesi muhabiri Kadir Can’a Eta’larının 2 Temmuz saat 10:00 Marmara Adası olacağını söylemişlerdi.

yirtik yelken 280xYırtılan yelkeni inceleyen genç denizciler…

2 Temmuz sabahı saat 10:00 sularında Lodos soluğanlarını yenerek Aba burnundan kopup gelen latin yelkenliye dikkat kesilmişti Marmara İskelesini dolduran coşkulu kalabalık. Bayraklar, flamalar ve çiçeklerle süslü iskele meydanı hınca hınç insan doluydu. Bir gün öncesinde düzenlenen denizcilik bayramı adeta o gün de devam etmişti. Büyük bir ilgi ve sevgiyle genç denizcileri karşılayanlar arasında başta Marmara Belediyesi başkanı merhum Ahmet Enön, Bucak Müdürü İsmail Hakkı Kaban ve Jandarma Karakolu Komutanı Muharrem Başol vardı. Denizcilere çiçekten yapılmış kolyeler takmışlardı. Karşılama merasiminin ardından teknelerini Balıkçı Barınağı içine almışlar ve yolda başlarından geçenleri heyecan içinde Kadir Can’a anlatmışlardı. Bu sırada adanın deneyimli denizcisi ve adı 1974 yılı adada çekimleri yapılan Kanlı Deniz filminde de geçen ‘Hamdi Reis’ (Kılıç) lodos fırtınasına dayanamayıp yırtılan yelkenlerini onarmıştı. Yine Marmara’nın sevilen simalarından ve yakın bir zamanda kaybettiğimiz namı diğer ‘Kasket Mustafa’ (Akdeniz) da kısa olan egzoz borusunu uzatmalarına yardımcı olmuştu. Ada halkının bu sıcak karşılaması ve birlikte yaptıkları güzel bir kahvaltının ardından sabaha kadar yaşadıkları zorlu saatleri unutmuşlardı. Planları biraz dinlenip öğle sularında tekrar yola devam etmekti ancak lodos pek imkân vermemişti. Zorunlu olarak geceyi Marmara Adası’nda geçirmiş, akşam olunca şişme yataklarını çıkarıp uykuya dalmışlardı. Sabah erken saatlerde kalkıp havayı yoklamış ve öğleye kadar beklemişlerdi. Öğle saatleri havayı gözleri kesmişti. Hemen yelken basmış ve Ekinlik Adası’nı geçmişlerdi ancak tam bu esnada bastıran şiddetli yağmur altında fena ıslanmışlardı. Hava sıyırdığında yanlarında beliren 4-5 yunusun teknelerine eşlik etmesi keyiflerini yerine getirmişti. Gelibolu’ya vardıklarında hava kararmıştı. Burada onları Kadir Can, yelken ajanı Akın Çakmak ve sahilde gezinen Gelibolulular karşılamıştı. Akşam yemeğinin ardından enerji depolamak için dinlenmeyi tercih etmişlerdi. Sabah erken kalkarak 1 Temmuz’da açılışı yapılan Piri Reis anıtına çelenk koymuş ve Çanakkaleli optimistçiler tarafından tekneleriyle uğurlanmışlardı. Saat 14:00 civarı Gelibolu’dan ayrılmadan yanlarına aldıkları çelengi 4 Nisan 1953 günü sulara gömülen Dumlupınar Denizaltısı şehitlerinin anmak üzere batığın olduğu bölgede denize atmışlardı. Çanakkale’de liman işlemleri bitirilmiş, saat 18:00 civarı Çanakkale’den ayrılmışlardı. Çanakkale Şehitler Abidesi önlerine vardıklarında ise bayrağı mezestre edip saygı duruşunda bulunmuşlardı.

 

turgut reis 1 840xDumlupınar Şehitleri anısına denize çelenk bıraktıkları an

 

Ege’de ilk durak Bozcaada

Gece dinlenebilmek için Bozcaada’da durmayı planlamışlardı. Saat 22:00 civarında sessiz sedasız Bozcaada Limanına giren denizciler, habersiz geldikleri için burada bir karşılama komitesi beklemiyorlardı. Fakat hoş bir sürprizle karşılaşmışlardı. Dönemin Cumhuriyet Halk Partisi genel Başkanı Bülent Ecevit rıhtımda onları bekliyordu. Gözlerine inanamamışlardı! Bülent Ecevit’e bir ikiz kardeş kadar benzeyen Liman Başkanı Sezer Dedeoğlu’na Çanakkale’den haber vermişlerdi.

Balık ve dillere destan Bozcaada Şarabı eşliğinde doyumsuz bir sohbetle vaktin nasıl geçtiğini anlamamışlardı. Erkenden yatıp sabah 06:00 sularında Ayvalık etabına başlamak üzere sessizce tıpkı geldikleri gibi Bozcaada’nın Poyraza karşı korunaklı limanından ayrılmışlardı. Yolculuk esnasında en keyifli seyir belki de Bozcaada-Ayvalık arasında geçen çarşaf gibi bir denizde yapılan bu yolculuk olmuştu. 3 genç ülkemiz karasularında ve Tobruk, Bingazi ve Trablus limanlarına yaptıkları giriş çıkışlar neticesinde yaklaşık 42-43 gün sürecek seyahatlerini tüm güçlüklere rağmen tamamlamış, Libya’da Türk işçiler tarafından coşkuyla karşılanmış ve yetkililer tarafından çok iyi ağırlanmışlardı. Fakat Libya Devlet Başkanı Kaddafi’ye sıkı güvenlik tedbirleri nedeniyle yanlarında getirdikleri plâket, okul flaması ve Türk Bayrağını dönemin Dışişleri bakanı İhsan Sabri Çağlayangil vasıtasıyla ulaştırabilmişlerdi.

İstanbul’a döndükleri gün okulda kahramanlar gibi karşılanan genç Turgutlar amaçladıkları gibi Okulun ismini çok iyi bir şekilde duyurmuş, üniformasını giymenin haklı gururunu yaşamışlardı. Seyahatin ardından Hamit Naci Okul gemisi ile seyire çıktıklarından gelişmeleri pek takip edememişlerdi ama okula girmek isteyen birçok gencin onlarla tanışıp konuşmak istediklerini alt dönem arkadaşlarından öğrenmişlerdi. 1975-76 eğitim-öğretim yılı öğrenci kayıtlarına yapılan 4500 kişilik başvuru sayısını öğrendiklerinde mesajın yerine doğru bir şekilde ulaştığını hep birlikte anlamışlardı. Zira önceki yıl okula yapılan başvuru sayısı 500 civarındaydı...

Sivil denizcilik tarihimizin pek bilinmeyen bu hikâyesini makale tadında yayınlayıp okuyucuyla buluşturan Kaptan Ömer Salcı’ya huzurunuzda tekrar teşekkür ederim. Konuyla alakalı bir yazı yazmak istediğimde yardımını esirgememiş, hatta ileri bir tarihte bu örnek alınası hikâyeyi genç denizcilere kılavuzluk etmesi ve cesaretlendirmesi düşüncesiyle kitaplaştırma fikrinden bahsetmişti. Bugün hayal dahi edemeyeceğimiz bir cesaret örneğiyle denizin fırtınasına tuzuna, güneşin kavurucu sıcağı ve kötü sürprizlere aldırmadan geleneksel seyir alet edevatı yani pusla, harita paralel cetvel ile yön tayin ederek binlerce mil yol kat etmişlerdi. Kendi deyişiyle ‘Kanın Deli aktığı zamanları’ yaşayanlara örnek olacak bu hikâyenin gelecek nesillere aktaracağı bilgi birikimini çok önemsiyorum. Kitap projesinin en yakın zamanda hayata geçmesi dileklerimle...

Kaynakça: Denizcilik Dergisi Sayı 35 Ocak-Şubat 2008, Kpt. Ömer Salcı kişisel arşivi.

 

 

Son değişiklik Salı, 16 Temmuz 2019 19:03
Yorum yapmak için oturum açın