Perşembe, 02 Temmuz 2015 16:34

İskemle, sandalye veya koltuk

Ögeyi değerlendirin
(1 Oylayın)

 

secimler 02 280x202Yunanca veya İstanbul Rumcasından olduğu söylenen ‘skamni’, bizde iskemle olarak telaffuz edilir. Sandalyenin kökeni konusunda bilgim yok. Tarihçesine gelince; Çatalhöyük’te Milattan önce 7.000 yılında tanrıçalar için tasarlanana sandalye, Mısır uygarlığında Firavunlar, Mezopotamya, Eski Yunan ve Roma uygarlıklarında hükümdarlar için üretilmiştir. Daha sonraları din adamları, asiller ve sanatçılar tarafından kullanılmıştır. 17. yüzyıldan sonra endüstri devrimiyle halk için de üretilmiştir. İskemle veya sandalye dört ayak üzerinde ancak bir kişinin oturabileceği oturak kısmı ve arkalığı olan eşyadır. Dört ayağın her birinin neolitik çağdan bu yana sembolik açılımı vardır: Bilgi, dünya görüşü, sabır ve kararlılık. Kısaca sandalye veya iskemle gücü, iktidarı, otoriteyi ve en büyük, en baş olmayı simgeler. Yerde oturan veya ayakta duran halka, yüksek olan veya yüksekçe bir yere konan sandalyede oturan iktidar sahibi kişi hükmederdi. Antik çağdan bu yana değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz.

Giderek şekil değiştiren bu oturakların isimleri de değişmiş ve dilimize taht olarak geçmiştir. Değişmeyen tek şey; gücü simgelemesidir. Bugün iktidardaki siyasilerin oturduğuna ‘koltuk’ diyoruz. Çocukken oynadığımız oyunlardan biri iskemle kapmaca idi. Orada bile iskemle; gücü simgeliyordu. Ya iskemle çekme şakası ve kırık iskemleye oturtmaya ne dersiniz? Şakanın felsefesinde oturanı iktidardan düşürme düşüncesi vardı. İskemle dansı, seyrettiğim kimi filmlerde çokça işlenen bir başka kudret savaşıydı.

Bir de hayatımıza girmiş tekerlekli iskemle vardır. Gücünü, sağlığını kaybedenin, her ne pahasına olursa olsun ‘ben halen varım’ dediği ve eşitlik arayışının simgesi tekerlekli iskemle. Ve onun mütemmim cüzü olan spor yarışmaları.

Şimdi soracaksınız; Ahmet nereden çıktı bu oturak yazısı diye? Anlatayım: Gücü, kudreti, kuvveti, iktidarı simgeleyen bu oturağa oturanların unuttukları çok önemli şey; oturdukları nesnenin dayandığı dört öğeyi, yani bilgiyi, dünya görüşünü, sabırı ve kararlılığı unutmalarıdır. İşte o zaman halk ya gelir sandalye çekme şakası yapar ya da tek ayağı kırık iskemleye seni oturtup düşürür. Bunun adına da ‘7 Haziran 2015 Genel Seçimi’ denir. Oturağa oturup “her şey benim, ben ne istersem o olur” demek milenyumda kabul edilir düşünce değildir. Türkiye bu seçimde uçurumun kenarından dönmüştür. Yok edilen parlamento, yok edilen yargı, yok edilen Milli Eğitim, keyfe keder yönetim, yolsuzlukların örtülmesi, sanata ve özel hayata müdahale, özgürlüğünü yitiren basın, Suriye politikasının iflası, Cumhurbaşkanı’nın yasal sınırlarını yıkması üst üste konduğunda Türkiye’nin aldığı hasar çok büyüktür ve ülkem itibar yitirmiştir.

Yeni parlamentonun bu tahribatı onarması için bütün siyasi partileri; hırslarını sabıra, kinlerini bilgeliğe çevirmelerini, dünya görüşlerini Türkiye’nin barışı için, kararlılıklarını da yurttaşların refah, kardeşlik ve huzuru için kullanmalarını diliyor ve umuyorum.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in vefatı üzerine iyi şeyler de söylendi, iyi olmayanlar da. O dönemi yaşamış biri ve bu yazıma uygun olarak son sözüm şudur. Merhum Demirel’in, siyasete ilk girdiğinde oturduğu iskemle ile sonraları oturduğu sandalye arasında çok fark vardır. İlk iskemlesine kalkınmayı sağlarken savaşandır, kırıcıdır, ‘hukuki hatalar’ yaptığını kendi de kabul etmiştir. 12 Eylül 1980 Demirel’in hayatının kırılma noktasıdır. Siyasi yasaklar onu olgunlaştırmış, o iskemlede oturmayı hak etmiştir. Demirel ile birlikte Türkiye’nin siyasetindeki ‘A Takımı’ sonsuzluğa göçmüştür. Dileğim yeni parlamento siyaseten yeni bir A ‘Takımı’nın hazırlayıcısı olur.

Umalım ve bekleyelim.

sari kantaron 840x630Fotoğraf: Süleyman Durmuş - Heybeliada Sarı Kantaron

Son değişiklik Pazartesi, 06 Temmuz 2015 23:28
Yorum yapmak için oturum açın