Pazartesi, 04 Temmuz 2016 14:40

Aba Koyu’nda İki Fenerbahçeli

Ögeyi değerlendirin
(4 oy)
Memduh Eren’e ait evin balkonundan Aba koyu Memduh Eren, Fikret Kızılok, Ahmet Enön Yaşar Yalçınpınar Santrfor Yaşar Yalçınpınar Memduh Ere Memduh Eren’e ait evin balkonundan Aba koyu Memduh Eren, Fikret Kızılok, Ahmet Enön Yaşar Yalçınpınar Santrfor Yaşar Yalçınpınar Memduh Ere

05 memduh eren fenerbahce formasiyla 280xMemduh ErenŞehrin gürültüsünden, kalabalığından, ruhsuz apartmanlarından, bitmek tükenmek bilmeyen koşturmacasından bunalan her insan, inzivaya çekilmek, doğayla bütünleşmek ve dinlenmek için tatil yörelerine kaçmakta. Geçmişinde kırsal alanda yaşayıp geçim sıkıntısıyla büyük şehirlerin yolunu tutan niceleri bir fırsatını bulduğunda iki günlüğüne de olsa her şeyi ardında bırakıp gitmek istiyor. İşte bu hasretle yanıp tutuşan birçok ada sever, ulaşımı her ne kadar zor koşullar altında da olsa Marmara Adası’ndan vazgeçememiş, her fırsatta kendi cennetleri olarak addettikleri bu kara parçasına gelip gitmişlerdir. Yazar ve gazeteciler, sinema ve tiyatro oyuncuları, müzik camiası, edebiyatçılar ve futbolcular… Toplumun büyük bir kesimi tarafından takip edilen, ada yerlileri kadar burayı benimsemiş nice ada sevdalısı yaz aylarında Ayvalık’ın, Gemlik’in güvertesinde özledikleri hayatın vücut bulmuş haline yolculuk etmişlerdi. Ada’nın Aba sahilinde dinlenen Fenerbahçeli iki futbolcusu vardı. Bunlar; Santrfor Yaşar Yalçınpınar ve Dr. Memduh Nabi Eren’di (namı diğer ‘Papatya Memduh’tu). İkisinin de buraya geliş hikâyeleri farklıydı ancak bir tek ortak noktaları vardı o da ada sevgisi…

 

02 yasar yalcinpinar 280xYaşar YalçınpınarYaşar Yalçınpınar; 1914 yılında Kadıköy’ün Kuşdili semtinde dünyaya gelmişti. İlk delikanlılık çağlarında semtler arası futbol takımlarında (1936 öncesi) sürekli olarak oynamıştı. Bunlar; Kuşdili, Moda, Üsküdar, Büyükada, Heybeliada ve Kınalıada’ydı. Bu takımların yanı sıra birçok kez İstanbul karmasında yer almıştı. 1934-35 yılları arasında son anlarına kadar birlikte olduğu eşi Eleni (Meral) Yalçınpınar ile evlenme kararı almışlardı. Fakat askere gitmesi gerekmişti. Ankara İmalat-ı Harbiye fabrikasında kasatura kalıp ustası olarak vatani görevini tamamlamıştı. Bu sırada futboldaki başarısı fark edilmiş ve Ankara Gücü forması giymişti. 1935 senesi Ankara Ligi şampiyonluğu yaşayan Yalçınpınar, Fenerbahçe formasıyla 3 Mayıs 1936’da Galatasaray’la yapılan 3-2’lik maçtaki gollerden birine imza atmıştı. Faruk Ilgaz; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün henüz Kuşdili’nde top koşturduğu esnada Yaşar Yalçınpınar’dan haberdar olunduğunu ve takip ettiklerini anlatmıştı. Ali Muhiddin Hacı Bekir tarafından Ankara Gücü’nden Fenerbahçe’ye transfer edilen futbolcu, 1938-41 yılları arasında 75 maçta oynamıştı ve 60 golün sahibiydi. Özellikle derbi maçlarında attığı gollerle taraftarların gönlünde taht kurmuştu. Romanya ile yapılan bir milli maçta ise 1-0 yenikken 30-35 metre mesafeden sert bir şutla topu ağlara göndermişti. Bir sakatlık neticesinde performansı her geçen gün düşmüş ve ayrılmak durumunda kalmıştı. Daha sonra Ankara Barbaros Kulübü’nün antrenörlüğünü üstlenmişti.

04 eleni yasar yalcinpinar 280xRum kökenli eşi Eleni’nin ada merakı ve günümüz futbolu ile uzaktan yakından hiç ilgisi olmayan dostlukları neticesinde Eşref Şefik’in Marmara Adası’nda komşusu olmuştular. Kardeşi marangoz Fethi Yalçınpınar ile birlikte bir dönem inşaat işleri yapmışlardı, edindikleri birikim ve ustalıklarıyla, oldukça mütevazı tek katlı ‘Baraka’ adındaki yazlıklarını 1968 yazında inşa etmişlerdi. Zeytinlikler içinde denize yürüme mesafesinde fakat patikadan başka yolu olmayan ve elektriği gece yarısı kesilen bu sayfiye yerinde türlü zorluklar çekmişlerdi. İnşaat için kereste, çimento, briket ve sair malzemeleri Erdek’ten efsanevi ‘Veli Kaptan’ takası ile taşımıştı. Aba sahiline baştankara yanaşan tekneden kalas yardımıyla malzemeler indirilmişti. Fakat 1970 yılında Meral hanıma Parkinson teşhisi konmuştu ve onunla birlikte Yaşar Yalçınpınar’ın da yaşam enerjisi sönmüş, iyice içine kapanmıştı. Hastalığın etkilerine bir nebze olsun çok sevdikleri bu adada katlanabilen çift hayatlarının son yıllarını Marmara Adası’nda evlerinde geçirmişti. 8 Aralık 1987’de Eleni, 18 ağustos 1998’de Santrfor Yaşar vefat etmişlerdi. Bugün ikinci kuşaktan yeğeni; yazar ve şair Zafer Yalçınpınar amcası ve dedesinden yadigâr kalan bu evde yaz tatillerini geçirmektedir.

03 santrfor yasar yalcinpinar 280xSantrfor Yaşar YalçınpınarMemduh Bey ve Güneş Hanım her yaz Kapıdağı-Ocaklar beldesindeki dostlarına ziyarete gidiyorlardı. Bir gün bir değişiklik yapmış ve 1973 yazında Marmara Adası’na gelmişlerdi. Takip eden yıllarda da Ada’ya gelip gitmişler bu süre zarfında Emin Karabulut’a ait pansiyonda konaklamışlardı.  Sonunda bir ev yapmaya karar vermiş ve adanın unutulmaz simalarından Ayet Kaptan’ın Aba burnu sırtındaki arsasını satın almışlardı. Memduh Bey Ada’da olduğu dönemlerde genellikle, yüksekte ve manzaraya hâkim Aba burnu sırtına inşa ettiği bu evde vakit geçirmiştir. Tıp fakültesinde okuduğu müddet stajını Beykoz’daki kundura fabrikasında yapmış, bu esnada da Beykoz Spor’da top oynamıştı. Daha sonra Göztepe forması ve son olarak da Fenerbahçe forması giymişti… Futbolu bıraktıktan sonra ise Fenerbahçe Spor Kulübü’nün muhalif cephesine kısa bir süre önderlik etmişti. Genel kurul toplantılarında yönetime/iktidara karşı yaptığı ateşli ve sert konuşmalarla hafızalardan silinmeyen Memduh Eren aynı zamanda 1960 ihtilali öncesinde dikkat çeken öğrenci liderlerindendi. ‘Üçüncü Dünya Devrimi’(Sarı) ve ‘27-28 Nisan Gençlik Eylemi Işığında 27 Mayıs’(Lacivert) adında yazmış olduğu iki adet kitabı bulunmaktadır. Bu kitapları bastıracak bir yayınevi bulamadığından kendi olanaklarıyla bastırmış ve kapaklarını da yıllarca formasını gururla taşıdığı Fenerbahçe’nin renklerinden yani Sarı-Lacivertten yapmıştı…

1971 yılında Ziverbey Köşkü’nde günlerce işkence gören fakat pes etmeyen Memduh Eren, ‘Bomba’ davasından yargılanmıştı ve mahkemedeki savunmasını şu küçük hikâye ile sonlandırmıştı; Eren Bir derbi maçında sol uçta topu kazanır, hızla ceza sahasına girer ve boşta olan santrfora pas atmaya hazırlanır. Ancak bir türlü topu çıkaramaz ve geciktiği için mutlak gol pozisyonu kaçar... Takım arkadaşları büyük bir şaşkınlıkla Eren’in yanına koşarlar ve pası neden zamanında çıkaramadığını sorarlar? Eren’in verdiği yanıt savcının iddiasına cevap niteliğindedir ve onun karakterini yansıtır… Pası atacağım yönde bir papatya kümesi vardı. Çiçekleri ezmek istemedim! Eren, hâkime döner ve “Papatyaları dahi ezemeyen ben nasıl olur da bomba atabilirim!” der… Bu maç sonrasında ise “Papatya Memduh” lakabıyla anılmaya başlamıştır.   Ömrü hastalarına şifa dağıtmakla geçen Eren takip eden yıllarda Türkiye siyasi tarihinin yakından tanıdığı iki gencecik yeğenini toprağa verir. Bunlar; Balet Aydın Erol ve 6 Mayıs 1972 günü hayattan koparılan Deniz Gezmiş’tir.

Nöro-Psikiyatr olan Dr. Memduh Eren İstanbul Kadıköy’deki muayenehanesinde ve Marmara Adası’ndaki evinde birçok hastasının tedavisini yapmıştı. Özellikle yılbaşı ve bayramları burada geçirmişti. En yakın dostlarını ada ile tanıştırmış birlikte nice sofralar kurmuşlardı.

06 memduh eren fikret kizilok ve rahmetli belediye baskani ahmet enon 280xMemduh Eren, Fikret Kızılok, Ahmet EnönSinema oyuncusu İlyas Salman, Türk Rock müziği sanatçısı Fikret Kızılok, eski teknik direktörlerden Sabri Kiraz ve İzmir’in eski Belediye Başkanlarından İhsan Alyanak bunlardan sadece birkaçıydı. Marmara merkez ve köylerinden gelerek kapısını çalan nice hastadan beş kuruş dahi almayıp tedavilerini yapan Eren aynı zamanda İstanbul’a okumak için gelen birçok adalı genci yanına almış, evlerinde misafir etmişti. Ayrıca 1977 yılında büyük bir yangın felaketi geçiren Marmara Lisesi’nin tadilatının büyük bir bölümünü üstlenmişti. Memduh Eren böbrek yetmezliği sebebi ile 1997 yılında hayata gözlerini yummuştu. Vasiyeti üzerine insanlarını ve doğasını çok sevdiği Marmara Adası’nda toprağa verilmiştir.

Bu yazı hazırlanırken Zafer Yalçınpınar, Güneş Eren ve H. Can Yücel kişisel arşivlerinden yararlanılmıştır.

Son değişiklik Salı, 05 Temmuz 2016 14:25
Yorum yapmak için oturum açın