Pazar, 03 Temmuz 2016 19:09

Nobellik Bir Yaşam ve Uluslararası Müzik Araştırmaları Merkezi

Ögeyi değerlendirin
(2 oy)
Nikiforos, Rum Ortodoks Kilisesi Patrik Bartholomeos Hazretlerine restorasyondaki okulu gezdirirken Nikiforos, Rum Ortodoks Kilisesi Patrik Bartholomeos Hazretlerine restorasyondaki okulu gezdirirken

06 nikiforos vasiliki 280xNikiforos Heybeliada’yı birlikte ikinci vatan haline getiren sevgili eşi Vassiliki ileBir hayat bu kadar sade ama bu kadar mükemmelliklerle dolu olabilir mi? Her insanın hayatı bir romandır. Ancak bazılarının romanı ‘Nobelliktir. Sevgili Nikiforos’un yaşamı da inanılmaz güzellikler ve çilelerle bir arada geçen dopdolu bir hayattır. Ben, O’nun yaşamının son on yılını kapsayan arkadaşlığımda her gün kendisini yeniden tanıyordum. Vefatından sonra bile bu durum devam ediyor.

Halim Bulutoğlu vasıtasıyla tanıdığımda, Heybeliada’daki Rum İlkokulu’nu restore etmek isteyen bir Yunan vatandaşı olduğunu düşünmüştüm. Kafasının içindekilerin yüzde birini bile anlayamamışım. Tanınmış bir ses sanatçısı olan eşi Vassiliki Papageorgiou da benzer bir yapıda idi.

Daha sonra benim Türk Sanat Musikisi diye tanıdığım ve Türklere özel diye düşündüğüm müzik dalı konusunda çok bilgili olduğunu öğrendim. Etki alanı Türkiye sınırlarını çok aşan bu sanat dalına Türk Musikisi demekle, onun önemini bu sınırlar içine sıkıştırdığımızı ve haksızlık ettiğimizi söylemişti. Bu müziğin etkilediği çok geniş bir coğrafya vardı ama etkilendiği coğrafyanın da çok geniş olduğunu iddia ederdi. Bu nedenle müziğimize ‘Makam Müziği’ demeyi tercih ederdi.

Gerçekten de müziğimizin köklerinin Osmanlı öncesine dayandığı, Osmanlı döneminde zirveye ulaştığı biliniyordu. Etkileyen akımlar arasında Bizans’ın da olduğunu söylemesi doğrusu pek hoşuma gitmemişti. Bazı görüş ayrılıklarımız olduğu ortaya çıktı. Sonunda bu müziğin gerçek kökeninin bilim adamlarınca incelenip karara bağlanmasının daha doğru olacağını düşündük.

İşte bu amaçla uluslararası bir ‘Müzik Araştırma Merkezi’ kurmaya karar verdik. Rum İlkokulu bu araştırma için mükemmel bir yerdi. Aramızdaki bu küçük anlaşmazlıktan mükemmel bir karar çıkmıştı. Artık binayı incelerken, restorasyon planlarını yaparken hep bilimsel araştırma, akademik inceleme gibi yüksek seviyeli çalışmalar yapılmasını düşünmeye başladık.

Restorasyon yapılması için hem ciddi bir fon bulunması, hem de birtakım resmi izinlerle desteklenmesi gerekiyordu. Niko-Vassiliki çifti bize Yunanistan Kültür Bakanlığı’na bağlı YDAS isimli kuruluşun Avrupa Birliği esaslı bir destek verebileceğini, ancak şartlarını yerine getirmenin çok ciddi ve zor bir çalışma olduğunu söyledi. Bize önce bir dernek kurmamızı, yurtdışından gelecek fonun ancak bu dernek tarafından kullanılmasına ve restorasyonun da aynı dernek tarafından yürütülmesine müsaade edilebileceğini belirtti. 

Hemen bir dernek kurmaya karar verdik. Niko ile Vassiliki Yunan vatandaşı oldukları için, o günün yasalarına göre derneğe üye olamadılar. Biz de derneği Niko’nun müzisyen arkadaşları ile benim Adalı ve Türk Musikisî dünyasındaki dostlarımla birlikte kurduk. Derneğin adı ne olacaktı? Nikiforos dedi ki ismini ‘İlm-i Musiki’ yapalım, bu bilimin adı ilm-i musikidir”. Doğrusu çok şaşırdım. Gerçekten Osmanlı döneminde bu musikiye bir bilim nazarı ile bakılır ve adına da İlm-i Musiki denirdi. Bugün kimsenin bilmediği bu tanımı Niko biliyordu ve inandığı doğru ismi veriyordu.

Derneğin tam adı “Heybeliada İlm-i Musikî Derneği” oldu. Restorasyon Projesi konunun uzmanı Mimar Mustafa Pehlivanoğlu tarafından çizildi. Müsaadeleri almayı da üstlendi. Sonra kontrol işini de kabul etti. Niko’nun Yunanistan’dan getirdiği uzman heyetin çok önemli tavsiyeleri oldu. Müteahhit olarak Keten İnşaat Şirketi ile anlaştık. Resmi izinlerin alınması işi bana kalmıştı. Bu amaçla önce Niko ve Vassiliki ile birlikte o yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün İstanbul Baş Müdürü olan Dr. Adnan Ertem’i ziyaret ettik. Görüşlerini aldık. Şimdi kendisi Vakıflar Genel Müdürü’dür.

04 ilmi musiki binasi onunde 840xNikiforos Heybeliada İlm-i Musiki Derneği üyeleri ile bir genel kuruldan sonra okulun önünde

Niko ile Vassiliki 2002 yılında Yunanistan’ın Alexandroupolis (Dedeağaç) kentinde “Bosphorus Cultural Alliance” isimli bir dernek kurmuşlar. Yunanistan’dan gelen fon için Proje bu dernek üzerinden yürüyecekti. Bu nedenle Heybeliada İlm-i Musiki Derneği ile Bosphorus Cultural Alliance dernekleri bir anlaşma yaptılar.

Tabii önce binanın resmi sahibi olan Rum Vakfı ile bir anlaşma yaptık. Yasalar gereği kira anlaşması yapılamıyordu. Biz de yasaların müsaade ettiği bir tahsis anlaşması yaptık. İki yıllık ciddi bir çalışma sonunda tamamladığımız proje 800 bin küsur avro olarak kabul edilmişti. Bizim alıştığımız standartlara göre büyük bir başarıydı.

Bu hazırlıkların devam ettiği dönemde Nikiforos’un Makam Müziği konusunda çok derin bilgisi olduğunu öğrendim. Hatta Bosphorus isimli bir topluluk kurmuş ve sayısız konserler vermiş. Başta Yunanistan olmak üzere yurtdışında sayısız konserler vermişler ve bu müziğin bilhassa Yunanistan’da yayılmasında önemli bir rol oynamışlar. İTÜ konservatuvarında bir öğrenciye, “Bu müziğin Yunanistan’da tanınmasında Nikiforos’un üstlendiği görev” isimli bir yüksek lisans tezi verildiğini biliyorum. Nikiforos’un musiki eğitimi ile ilgili daha geniş bilgiyi, müzik kariyerini anlatan, bitişik yazıdan öğrenebilirsiniz.

08 rum ilkokulu restorasyon 280xRestorasyon devam ederken Rum İlkokuluİlm-i Musiki Derneği’nin çalışmaları devam ederken, amaçları da gelişiyordu. Heybeliada’daki merkezimizde başlatacağımız kültürel çalışmalarla, bu topraklarda yaşayan Türk ve Rum asıllı vatandaşların bir araya gelmelerini, dostça müzik çalışmaları yapmalarını planlıyorduk. 40 yıl öncesinden kalan bazı kırgınlıklar varsa, bu yolla düzeleceğini düşünüyorduk. Ayrıca iki dost ülke olması gereken Türkiye ve Yunanistan’ın müşterek kültür değerlerini hep birlikte destekleyerek, kol kola girerek geliştirmeyi ümit ediyorduk. Bunlar hayal değildi, gerçekten dostluğun gelişmesine katkıları olacaktı.

Zaten çalışmanın dış görünüşünde tarihi bir eser restorasyonu ile müşterek kültürlerimizin gelişmesi yatıyordu. Merkezimizin Heybeliada gibi çok kültürlü bir bölgede olması da çok anlamlıydı.

Restorasyon için kabul edilen fonun programa göre Yunanistan’dan transferi gerekiyordu. YDAS ödemelere başlamadan önce bir teminat istedi. Sonunda Vassiliki, Yunanistan’daki ailesinden kalan evini ipotek etti. Paralar gelmeye başladı, inşaata başladık. Her para gelişinde Dernekler Masası’na bilgi veriyorduk.

Önce binanın çökmek üzere olan çatısı tamir edildi, güçlendirildi. Bodrum kattaki topraklar boşaltıldı. Binanın üst katı ve ara bölmeleri yapıldı. Havalandırma ve klima tesisatları, kanalları yerleştirildi. Sıva altı elektrik ve boru tesisatları döşendi. Pencere doğramaları tamamlandı. Restorasyon devam ederken, 2010 Avrupa’nın Kültür Başkenti İstanbul, ajansından 400 bin lira kadar bir destek alınarak, Araştırma Merkezi’nin son model ses kayıt cihazları alındı.

02 nikoya veda ederken 280xNikiforos’un 1985’te kurduğu Bosphorus Topluluğu üyeleri cenaze sonrasında Nikiforos’un en sevdiği eser olan 3. Selim’in Suzidilara Peşrevi’ni icra ederkenİlm-i Musiki Derneği’nin ilk icraatı olarak, 15 Aralık 2010 tarihinde Sirkeci’deki Sepetçiler Kasrı’nda güzel bir konser verildi. İlk yarıda tekrar bir araya gelen Bosphorus Topluluğu güzel bir sanat müziği konseri verdi. İkinci yarıda ise sıra Vassiliki’deydi. Türk ve Yunan müziğinden çok güzel parçalar sundu. Etkinliğe Ortodoks Kilisesi Patriği Muhterem Bartholomeos, Adalar Belediye Başkanı Sayın Farsakoğlu ve daha pek çok önemli isim katıldı.

Vassiliki bir çalışma yaparak Müzik Okulu çalışmalarını anlatan dergi çıkarmaya başladı. Şimdiye kadar 4 adet hazırlanan dergileri www.halkicentre.org internet adresinde bulabilirsiniz.

Her şey yolunda yürürken 2011 yılında Yunanistan’da mali bir kriz ortaya çıktı. Yunanistan Avrupa Birliği’nin baskısı ile bütün ödemelerini durdurdu. Para akışı kesilince, kısa süre içinde inşaat durdu. Piyasaya olan ciddi bir borç yanında, Rum Vakfı’na da aylık ödemelerimizi yapamaz hale geldik. Bu ödemeler YDAS’tan gelen paradan ödeniyordu. Bunu Rum Vakfı da biliyordu. Niko çok üzüldü ve kısa süre içinde kansere yakalandı. Yunanistan’a gitti ve oradan başka fon bulmaya ısrarla çalıştı fakat Yunanistan artık krizdeydi. Bir yıl kadar kaldı, sonra yine Heybeli’ye dönüp fon bulma çalışmalarımıza Türkiye’de beraber devam ettik. Sonunda kanseri geçici olarak yenmişti ama çok zayıf düştü. Artık o eski neşesi yoktu. Yüzü hiç gülmüyordu. Kendisini ölümsüzleştirecek olan büyük idealleri elinden kayıp gidiyordu.

03 nikonun cenazesinde 280xCenaze töreni sonrasında İlm-i Musiki Derneği Başkanı Faruk Berksan sevgili dostu Nikiforos’u anlatıyor Keten İnşaat bize hak vererek uzun müddet bekledi, binayı terk etmedi. Protesto bile çekmedi. Burada yapılanların ülkemiz sınırlarını aşan büyük bir amaç olduğunu biliyordu. Diğer alacaklılarımız da çok zor durumda kalmalarına rağmen hiç ses çıkarmadılar. Hâlâ büyük bir anlayış göstererek bekliyorlar. Ancak nedense kendileri için büyük bir önemi olan bu projeye rağmen Rum Vakfı fazla bekleyemedi.

Hâlbuki biz projeyi tamamlamak için çok önemli bir ortak bile bulmuştuk. İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Mehmet Karaca ile anlaştık. Mimarlık Fakültesi Dekanı ile ziyaretimize geldiler. Binayı ve Dernek amaçlarını çok beğendiler. Bize derhal 500 bin liralık bir fon buldular. Bu müjdeli haber her türlü problemi hallediyordu. Koşarak Rum Vakfı’na bildirdik ve beraberce İTÜ Rektörünü ziyarete gittik. Ne yazık ki Rum Vakfı o önemli toplantıyı bile kuşku içinde karşıladı ve toplantıdan sonra bize kabul edilmeyecek şartlarla dolu yeni bir kira anlaşması taslağı sundu. Daha sonra da hemen tahliye işlemini başlatıp dava açtılar. Onlar sanki bizi tahliye edip, başka biri ile anlaşma yapmaya hazırlanmışlardı.

İTÜ ülkemizin en itibarlı kurumlarından biri olarak, Niko’nun ideallerinin gerçekleşmesini fazlasıyla sağlayacaktı. Ne yazık ki olmadı! Niko’nun üzüntüsü had safhaya ulaştı.

Restorasyonun durması üzerine, dostları müzisyen ve gazeteci Nedim Hazar bir internet sitesi kurarak imza kampanyası başlattı. 500’den fazlası Yunan vatandaşı olan 2000 kişi imza verdi. Bunun da etkisi olmadı. Rum Ortodoks Patriği Muhterem Bartholomeos’u ziyaret ettik, sonra Heybeliada Ruhban Okulu Rektörü Bursa Metropoliti Elpidopforos’u ziyaret ettik. Hepsi çok üzüldüler. Bu proje onlar için de çok önemli idi.  

Rum Vakfı yaptıkları ile kalmadı, Yunanistan Devleti’ne Nikiforos ile Vasiliki’yi şikâyet ederek, aldığı paraları zimmetine geçirdiğini iddia etti. Gelişmeler hem moralini, hem de sağlığını çok etkiliyordu. Bilhassa zimmet iddiası yüz kızartıcı bir suçtu. Sinirleri çok bozuldu. Mahkemeden tahliye için celp geldiğinde fenalaştı. İnanamıyordu, daha doğrusu inanmak istemiyordu. Sanki hayatının sonuna gelmişti. Biz de sebepsiz zenginleşme iddiasıyla, üniversite profesörlerinden görüş alarak, karşı dava açtık. Hukuki işlemlerimizde Av. Hülya Benlisoy ilgileniyordu.

Nikiforos’un Zimbabwe’de kıymetli bir yatırımı vardı ama nakde çeviremiyordu. Hem onu satabilmek, hem de bu sıkıntılı ortamdan ayrılmak için Afrika’ya gitti. Mülkünü satışa çıkardı. Yetkiler verdi. Eline para geçtiğinde ideallerini bir şekilde yerine getirecekti. Üç ay sonra ikinci vatanı bildiği Heybeliada’ya döndü. Gelişmelere dayanamadı, tekrar kansere yakalandı. Bu sefer çok hızlı bir atak olmuştu. Kısa süre içinde hastaneye yatırdık. Doktor arkadaşımız Müge Özdemir, sağ olsun, durmadan derin itinayla ilgileniyordu. Vassiliki sabahtan akşama koşturuyor, başından ayrılmıyordu. Üç hafta yoğun bakımda kaldı. Önce normal odaya, sonra evine çıktı. Ancak 2 gün sonra tekrar yoğun bakıma kaldırıldı. Daha fazla dayanamadı ve ertesi gün vefat etti (21 Kasım 2015).

Büyük beklentilerden sonra gelen bu sonuca ne diyebilirdik ki? Bana göre O vazifesini fazlası ile yapmıştı. Hepimizin kalbinde hiç yok olmayacak bir taht kurdu.

Ölümü ile hakkında çok ilginç yazılar yazıldı. Bilhassa Murat Bardakçı ve Güneri İçoğlu’nun yazılarını okuyunca Niko’yu gerçekten yeterince tanıyamamış olduğumu bir daha anladım.

05 cenazeden goruntu 840xAdalı dostları cenaze töreninde

Cenazesi Samatya’da, ilk defa bu musikiyi dinleyip, İstanbul’a yerleşmeye karar verdiği Aya Konstandinos Rum Ortodoks Kilisesi’nde kaldırıldı. Cenaze töreninden sonra eski arkadaşları ünlü hocalardan (Erol Deran, Abdi Coşkun, Mutlu Torun, Arif Erdebil, Uğur Işık, Hasan Esen) olan Bosphorus Topluluğu en sevdiği eserlerden olan Sultan Üçüncü Selim’in Süzidilara Peşrevini çaldılar. Bunca sevdikleri dostlarından Niko’ya son veda.

Cenazesi eşi Vassiliki tarafından doğduğu topraklara Kefalonya’ya götürüldü ve yakınlarının katıldığı bir törenle defnedildi.

Niko’nun vefatından tam altı ay sonra Yunanistan Savcılığı yapılan şikâyeti gayrı ciddi bularak reddetti, mahkemeye gerek görmedi. Bu güzel haber bile Onu mutlu etmeye yetişemedi. (Savcı beraatı ile ilgili yazı özetini yazıların arasında bulabilirsiniz)

Üzüntümüz sonsuz. Heybeliada’dan bu vasıfta kaç kişi geçmiştir acaba? Niko olmadan o güzel ideallerin anlamı da kalmadı. Vassiliki dayanamadı ve Adadan taşındı. Biz de Müzik Araştırma Merkezi ile ilgili çalışmaları askıya aldık. Binayı teslim etmeye karar verdik. Tazminat alabilirsek derneğin projeyle ilgili borçlarını ödeyeceğiz.

Rum Vakfı yöneticileri biraz anlayışlı olabilselerdi, şimdi uluslararası festivaller yapılıyor olacaktı. Niko bir kemençe festivali yapmayı çok isterdi. İnternet üzerinden eğitimler verilecek, İTÜ doktora tezleri verecekti. Rum Vakfı da hem parasını olacak, hem de bu itibarın bir parçası olacaktı.

Rahat uyu Niko. Sen bize ideallerin neler olabileceğini, sanatın ne olduğunu, Makam Müziğini çok güzel anlattın. Biz Seni hep güzelliklerle hatırlayacağız. Sana bu imkânı tanımayanlar utansınlar.

Son değişiklik Pazartesi, 04 Temmuz 2016 19:43
Yorum yapmak için oturum açın