Geçen yazımda matematik profesörü Yıldıray Ozan'ın alçakgönüllüğünden söz açmıştım. Bu yazımda da yakınımda, komşum, arkadaşım, dostum diyebileceğim bir taze profesörümüzden dem vurmayı diliyorum. Daha yazım başlamadan onun için en doğru cümleler ne ise o cümleler bu yazıya dökülebilsin isterim.
"Güzele bakmak sevaptır" insanlık sözü, bizden önceki deneyimlerin süzgecinden sanırım sayısız kez geçmiştir ve de sayısız kez kanıtlanmıştır.
Buradaki güzel, insana iyi gelen ve insanlığı adalet ve doğruluk hatta yaşamdaki kolaylık olarak ileri taşıyabilen bir kavramdır. Gerçi bugünün konusu olan profesörümüz de gayet güzel bir kadın ya, o da ayrı bir hikaye. İşin bir de esprisi olmuş oluyor böylece.
Ülkemiz için değer oluşturan çok insan geldi geçti bu dünyadan. Özellikle Adalar bu konuda çok şanslı. Birileri ölmeden değeri bilinse belki daha çok tat alırız yaşamlarımızdan.
Bugün Heybeliada'da yaşayan ve yaşından çok daha büyük değerleri hayatına yansıtmaya çalışan bir insanın başka bir yüzünü dile getirmek isterim.
Şükürler olsun Müslümanım derim hep. Bu durumda tüm dinler ve peygamberlerin sözleri de benim için değer kazanır. O nedenle sözlerimdeki örneği İncil'den vermek isterim.
"Size karşılığını veremeyecek olana verin" der İncil. Bunun anlamı da şudur: Karşılık gözetmeden, kendi seviyenize taşımak istedikleriniz için paylaşımda bulunun. Diğeri alış veriştir. Gönül alış verişle olduğundan çok daha fazla karşılıksız verilenlerden tatmin bulur.
Bir de kim olursa olsun karşımızdaki, onu tanımak istersek, bir bilene sormamız gerekir. Burada bilen, bir kurum olabilir ya da bir işin erbabı ki ülkenin verdiği profesörlük ünvanı alanındaki bilgeliğin resmi kanıtıdır. Diğer sorulacak kişi ise bir ihtiyaç sahibi olmalıdır. İhtiyaç sahibi en hassas gönüldür. Terazide onun hassaslığı kuşun kanadının ağırlığı kadar ince tartar. O gönül kırılmışsa o kurumun ya da bilir kişinin hükmü geçersiz kalır. Sağlama hep bir gönülle yapılır. Ortada kalan gurup için her şey görecelidir çünkü. İhtiyacı, kendi düşünce kültürü ağır basar, nesnel olmak da görevi değildir araştırıp değer biçmek de. Orta gurup neyi nasıl görürse onun kendi fikri odur. Saygı duyulur.
Ben kuşun kanadı kadar hassas bir terazi sayılırım ölçmek için çünkü içinde bulunduğum durum yardıma muhtaç olan bir insanın durumu oldu. Beni kendi ile denk tutan, paranın ya da mevkinin yaptırımlarını değil de insanlık değerlerinde eşitlenmenin bilincini hissettiren bir saygı ile kucakladı hep. Hayatımın monotonluğunu yok eden bir şövalye oldu. Neşe pınarlarından kana kana sular içirirken elinden ne geliyorsa yaptı bir kadını yerde ve yalnız görmemek adına. Sahnede ışıl ışıl parlamamı solup gitmekten daha uygun gördü, sololar verip arkamdan sahnelere itti. Çoğu zaman giyeceğim kıyafet bile onun elinden oldu ya da vesilesiyleydi.
Dünyadaki en güçlü ve etkileyici enstrümanlardan biri de insan sesidir. Bizim kültürümüzün en erdemli sözlerinden birisi de "Ağızından çıkanı kulağın duysun". Bizler için kendi sesimizin, duygularımızı anlamak için dinlediğimiz şarkıları seslendirirkenki etkisi çok güçlüdür. Beyin hem üretir hem de ürettiğini dönüştürdüğü etki ile iyileşir. Bir bilen elinde insan sesi tedavi edici en etkili ilaç konumuna gelebilir. Ben yıllarca aldığım müzik eğitimi ile hayata çok daha güven duyarak bakabildim çünkü vücut kimyamın dengesini sağlayacak en önemli unsurlarından birine sahip olmamı sağlayan bir bilincin koruması altındaydım. Şarkı söylemek en son aşama. Önce şarkıyı dinlerken zihnimizi yapılandırmak için bir sürece başlıyoruz, duyguyu yakalamaya çalışmak, duyguyu anlayıp aynı duyguyu şarkı söylerken yeniden yansıtmak, bu esnada da sesimizin tınısını ayarlayabilmek için nefesimizi yönetmek söz konusu. İşte burada ülkemizin eğitim görevlisi bu bilişsel sürece rehberlik ederken bir yandan da o süreci dostluklara vesile kılacak bir çaba içine giriyor hep.
Bu kursların hayatıma kattığı iyilikler yanında zihnime kazandırdığı gelişim hediye gibi.
Hayatta yeni ne öğrense, hemen dilinden döküp kime lazım olacaksa onu arar hep.
Kadere çok inanır, onunla birlik olur güzel yazılar yazmak için hep uyanık davranır. Estetik olarak gelişmiş ama sadelikte de uzman bir kişiliktir.
Peki kimdir Prof. Dr. Nesibe Özgül Turgay?
Biz onu 22 Ağustos Büyükada'daki Adalar Yaz Konserlerinde Unutulmaz Türk Film (Yeşilçam) Müzikleri Konseri vesilesi ile yakın zamanda sahnede gördük. Ülkemizin değer olarak gördüğü, dilinde ve hafızasında aileleri ile kodladığı melodileri, eser sahiplerini hakkaniyetle hatırlatarak sundu. Sesinin tınısı, duruşunun sempatikliği, samimiyeti ve mahcubiyeti güzele bakmayı bilen gözler için bir şölendi.
Yıldız ahengi, Armağan, Mülkiyetli besteciler, Muzika i Hümayun şarkıları adında 4 solo albümü olan Turgay 21 yıl YTÜ sanat tasarım fakültesinde ve eğitim fakültesinde çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Geleceğin sanatçı ve öğretmenlerinin hayatına dokundu. Üniversitenin kültür sanat etkinliklerine sayısız konser ve organizasyonla destek veren Turgay, Kocaeli Üniversitesi devlet konservatuvarında çalışmalarını sürdürüyor. Belki artık şans orada öğrencilerden yana… Bütün bu özelliklerinin altında Giritli bir kökene sahip olması belki de onu hayata küsmeden daha güçlü bir şekilde devam etmesine sebep…