Cuma, 02 Mart 2018 16:10

Müteahhit – 2

Ögeyi değerlendirin
(0 oy)
Hakkari Buzulu Hakkari Buzulu

Edukasiti ülkeye Dünya’ya tanıtılıyor... Sokağı çevreleyen koyun kuzulu meranın fotoğraflarına temsili konut projeleri monte edilip gözler boyanıyor... vur dediysek öldürülüyor... Herkeste bir heyecan bir hayal düş âlemi... Ve biz böyle bir havada parlak spotlarla basın toplantısını düzenledik. Basının ilgisini zannettiğimden de fazla çekmiştik. Kameramanlar, spikerler, haber programcıları sökün edip geldiler. Bizim havaalanı, taksi durakları, otellerin, lokantaların yüzü güldü. Kırtasiyeciler pembeden öte gökkuşağı renginde hayallere daldı...

Educasiti pankart ve tabelasının yanlış yazılması dışında çok güzel bir tanıtım salonu düzenlenmişti. Grafik tasarımcılığı kursuna gitmiş bir kitapçıdan -cezaevine atıldığı yıllarda boşa geçirmeyeyim deyip gitmiş o kursa- dövizleri-pankartları sağladık ama calypso (Yun.:saklayan) sözcüğünün harflerinin sırasını karıştırmadan yazamayan bu adamdan bir reklamcılık harikası yaratmasını beklemiyordum elbette. “CALYPSO KALKIYOR! EDUKASİTİ’DE YERİNİZİ ALIN!” pankartını şehrin girişine asamadık. Ama spottaki sözcükler hafızalarda yanlış yer edecek diye kaygılanmamak elde değildi. En iyisi camilerin müezzinlerinden minarelerden anons yapmalarını talep etmekti. Çünkü o yaylalarda Türkçeyi şivesiz konuşan kişiler sadece memur tayfasıydı ki onların konuşmalarında bile birkaç ay içinde ses değişmeleri yaşanıyordu. Bu yüzden “Ülkemizin terası olan bu dağlardan eğitim dünyasına güneş gibi uzanan ve Türkiye’nin en başarılı öğrencileri yetiştiren gurur kaynağı okulumuzu adeta kucaklayan lüks konutlar şanslı sahipleriyle buluşuyor” el ilanlarını astırmaktansa caminin ve belediyenin anons etmesini daha uygun bulduk.

02 geven calisi 280xGeven Çalısı

Bal tüccarı, Geven Balı Kooperatifi başkanı ve ilimizin en başarılı öğrencilerinin velisi olarak temel atma töreninde bir konuşma yapmasını istemiştik. Çok etkili bir konuşma yaptı:

“Sevgili hemşerilerim, okulumuz ilimize gelen talih kuşu olarak gördüğüm mübarek öğretmenlerimiz sayesinde onlarla etrafa ışık saçan nur saçan okulumuzun hemen karşısında yapılan şaheserden ben de bir tane satın aldım. Keşke daha fazla alabilseydim. Ben bir daire satın almakla kalmadım; talih kuşunun kanatlarına da konmuş oldum. Bu apartmanlardan bir daire almakla zümrüd-ü anka kuşunun kanatlarına yerleşmiş olmakla bahtiyarlığım sonsuzdur. En kıymetlilerimiz çocuklarımızın aydınlık geleceği için bu kararı aldım. Ülkemizin en iyi okullarından biri olan güzide lisemizin hemen karşısında olan bu lüküs konut sayesinde evlatlarımın eğitim hayatına paha biçilmez değerler katmış oldum ki bunun sonuçlarını gelecekteki hayatlarında görecekler. En iyi eğitimi alacaklarına adım gibi emin olduğum çocuklarımın geleceklerini ışıtmalarına ben de bir meşale yaktığım için gururluyum.

Bu dairenin çocuklarımın geleceği için iyi bir yatırım olacağını bilmek beni ayrıca sonsuz sevinçlere erdiriyor. Okul bulamayan öğrencisini, komisyonun yerleştirmeyi takdir buyurduğu okullar aklına geldikçe hayatı kabusa dönen ana babalara buradan seslenmek istiyorum. Kâbusun bittiği adres Educasitidir. Edukasiti’de bir daire alın eğitim cennetine uyanın demek istiyorum. Sizler de çocuklarınızın eğitimi için kaygılara kapılmak yerine Edukasitiye katılın. Lansman fiyatları üzerinden alacağınız konutlarla geleceğinizi ışıklandırın sağlam temeller üzerinde ileri gitsinler... “

***

Bal tüccarı aynı zamanda ilk üyemiz ilk müşterimiz oldu. Belediye Sarayının Konferans salonu fuayesine koyduğumuz konut sahası maketi üzerinde hologram üzerinde canlandırma yaptırdık; müzik yayını yaptık; İzleyici topluluk büyülenmiş gibiydi. Naklen yayın araçları uydudan töreni dünyaya duyurdu. Dev ekranda buzul gölleri, Zap Suyundaki rafting görüntüleri, koyunların kuzularını emzirdiği meralar, karakovan arıları, Geven balları görüntüleriyle kolajlanmış sinevizyon gösterisi ile töreni sonlandırdık. Törene katılanlar büyülenmiş gibiydi ya asıl etkiyi daha sonra hissettik. İzleyen günler ve geceler boyunca kâh belediyenin telefonlarından, kâh tivitırından, kâh diğer sosyal ağlarından talep patlaması yaşadık. Yayla ilimizin namı tıpkı geçmiş çağlardaki gibi yükseldi yükseldi arşa değip tüm dünyaya yayıldı nerdeyse. Kanada’dan Alaska’dan tutun Japonya’ya Avustralya’ya kadar pek çok ülkeden talepler aldık. Ekolojisi bozulmamış topluluklarda yaşamayı amaçlayan bu yabancı uyrukluları düşününce ufkumuzun ne kadar daralmış olduğunun farkına varıp en yakın üniversiteden danışmanlık istedikse de bundan çabuk vazgeçmek zorunda kaldık. Biz de bu ihtiyacı internette bloglardan deneyimlerini paylaşanları okuyarak gidermeye çalıştık.

Ahhh Avukatım ahhh! Başımıza ne işler açtık biz. Hiç ummadığımız oranlara ulaşan bu talebi beklemiyorduk elbette. Biz sadece güzide bir eğitim kurumuna dönüşen okulumuzu barındıran ilimizin çocuklarına iyi bir eğitim hayatı hazırlamak isteyen vatandaşlarımıza hitap edecek amatörce bir kampanya yürütmekteydik. Reklamın kötüsü olmuyordu gerçekten. Kendimizi kutladık ve belediye başkanlığından ek arsa talebimizi ilettik. Belediye talebimizi havada kapıp meclis kararıyla kabul etti; ya hemen çöp deposu alanının üzerini iş makinaları ile örtüp bize arsa oluşturuvermesin mi? Malum bu yaylalarda her yan dağlarla vadilerle kaplı engebeli mi engebelidir. İşte bu yayla belediyesi bize dümdüz edilip tesfiyelenmiş bir arsa sunmuştu. Neyse ki bu dağların yüce peygamberinin hatırına belediyenin yeni tahsis ettiği arsa üzerine inşaatlara başlayamadık da o çöp deposu alanının üzerine konut projesi gerçekleşmedi.

İş, gördüğünüz üzere çığırından çıkmıştı artık. Edukasiti projemiz dünyaya nam salmıştı. Maket üzerinden satışlarımız başlamıştı. Temel atma töreninin canlı yayını sanayileşmesi geri kalmış yayla ilimizi meşhur etmeye yetmişti. Meğerse dünya üzerinde sanayinin kirletmesiyle zehirlenmemiş şehirler parmakla sayılacak kadar az kalmış. Ve bizim ilimiz bu az sayıdaki şehirlerarasında en başarılı öğrencileri yetiştiren okula sahip il adıyla anılmaya başlamıştı. Oksfort’tan, Kembiriç’ten neyimiz eksikti, fazlamız bile vardı. Geven balımızla, oksijen deposu havamızla, el-ayak değmemiş vadilerimiz, buzul göllerimiz, akarsularımızla... Yılın birkaç ayı kar yollarımızı kapatır kapatmasına, söylemesi ayıp çocuklarımızı sırtımıza vurduğumuz çuvallarla hastanelere taşımaya mecbur kalırız. Ama her güzelin de bir kusuru olur değil mi? Bu asırda güzellik kusur kabul etmez dersen bu doğal güzellik derim avukat bey.

Doğal güzelliğimize vurulup ilimize gelenlerin yerleşme taleplerini karşılamak için günde üç vardiya çalıştı yapı işçilerimiz. Kış soğukları bastırmadan betonları atalım kat tablalarını atalım diye turuncu tulumlu baretli inşaat ameleleri yapıları örümcek ağı gibi örerek yükselttiler.

İşte tam da kaba inşaat olarak söylediğimiz duvarlarının örülmesi de bitmişti ki dananın kuyruğu kopmasın mı? Bizim ülkede danaların kuyruğu çok sık kopar-koparılır siz de bilirsiniz ya! Ama bu seferki dananın kuyruğunun kopuşu bizim boynumuzu kopartmaktaydı. Ya sayın avukatım; var olan hükümetin kabine değişikliğine gitmesiyle eğitimden sorumlu bakan da değiştirildi. Yerine müteahhitlikten dönme biri bakan yapıldı. Zaten eski bakan da biliyorsunuz savunma bakanlığından çevirme bir politikacıydı. Yeni bakanın ilk icraatları bir önceki bakanın yaptığı değişiklikleri kaldırıp kendi projelerini yürürlüğe koymak olunca... Bizim öğretmenler yine bir kanun hükmünde kararname ile eski görev yerlerine tayin olmasınlar mı? Bizim eli öpülesi öğretmenler nasıl kocaman bir Tır ile kabile apartmanına doluşup buraları güzelleştirdilerse yine öyle yüklenip Tırla yolcu olup gittiler ve buraları da öksüz yetim gibi koydular. İşte o yayla ilinin münevverleri çekip gidince asıl olanlar bize oldu. Edukasiti oldu bir virane. Protokol mrotokol hepi morte oldu. Ölü doğan çocuk gibiydi artık inşaatlarımız. Sayın avukatım gerisini ne siz sorun ne ben anlatayım. Bizim durumumuz da tıpkı yakın tarihimizde ülkemizin kenar köşelerindeki inşaatı yarıda kalan havaalanı, fabrika, organize sanayi bölgeleri ya da ne kültür sarayları gibi... Konya Ovası’nın yazın kuruyan dereleri üzerine yapılan hidroelektrik santraliyle aynı olduk...

***

Yapacak tek şey kalmıştı; ya o yayla ilindeki satış ofisimizde ya da İstanbul’daki müteahhitlik bürosunda yapılacak tebligatı beklemek. Tabii bir ihtimal daha var; o da yeni bir kabine revizyonu, olmaz da hani olur ya! Köy Enstitüleri’nin yetiştirdiklerinden kalma bürokrat atanırsa Eğitim Bakanlığı’na...

Ama şimdilik göster kendini bakalım sayın avukatım; sizin modern hukuk dilindeki tabiri ile denizdeki büyük balıkların küçük balıkları avlamak için kullandıkları ağ olan kanunlar kitabından bizim için nasıl bir delik bulabileceksin. Göster ferasetini de kurtar bizi ipin ucundan. Eğer kurtarabilirsen sana Yassıada’da muhteşem manzaralı, muhteşem bir süit hediye ediyorum. Yassıada’nın yükselenlerinden biri olmak için haydi be koçum göster ferasetini...

Devam edecek

 

Son değişiklik Cumartesi, 03 Mart 2018 15:37
Yorum yapmak için oturum açın