Çarşamba, 02 Aralık 2020 10:37

Aşka gelmek kolay

Ögeyi değerlendirin
(0 oy)

Bu günler de geçecek ama gelecek günleri kim görecek, hiç belli değil. Bizden sonraki nesil geçmiş günleri anımsarken nelerden bahsedecek, neleri unutmaya çalışacak. Galiba kabul edilebilen en olumlu şey, düşünceleri ve duyguları iyiliklerle beslemektir. Güzelliği görüp de hayran kalmak kolay ama güzel olanı saklandığı yerden seçmek, onu şekillendirmek, bir çiçek güzelliğine bürüyüp evrene sunmak kadar insana huzur veren kaç şey kaldı ki hayatta?

Nostalji yapmak bir nevi değerlendirme, mukayese etme değil midir? Eğer yaşadığımız zamana odaklanmak ve hayatı biraz kolaya almak istiyorsak şükretmenin inanılmaz hafifliğine sığınacaksak, değişmiş olan şeylerin üstündeki kalın perdeyi çekip altta kalana bir göz atmalıyız.

Yaşarken kalbe dokunan hiçbir şeyi, mümkün değil, unutamayız. Bugün, son aylarda sıkça nükseden bir zihin yorgunluğu ile uyandım. Evimin önündeki daha geçen yıllarda pembe döşeme taşlar ile döşenmiş yolun boydan boya kazınıp toprakların ortaya yığılmasını sağlayan devasa makinelerin gürültüsü, her gün beslenmeye gelen kumrularımı, serçelerimi, güvercinlerimi, ara ara uğrayan yavru karga ve sığırcıkları bile ürkütmüş olacaklar ki bugün hiç görünmediler. Bu çalışma gerekli olacak ki yapılıyor. İyiye doğru bir dönüşüme gebe olmalı bu çalışmalar diye düşündüm ama ya dalgalı dalgalı döşenmiş pembiş taşlarım, keşke yok olmasalardı.

Geçen Sonbaharı Kınalıada’da geçirdikten sonra keyifsiz bir kış mevsimine başladığımız için biraz da kalbim buruk, yine başladım yoluma devam etmeye. İzlomania hastalığına yakalanmış değilim, bulunduğum yere de intibak edebilen bir yapım var yeter ki gönlüm hoş olsun yeter ki yaşadığım ortam mantığıma ve ilkelerime uygun olsun ama yine de aklım çokça kayar Adalara, Adaların doğasına. Penceremden izlediğim bugünkü manzara da beni Adalara götürdü, Adaların eski günlerine.

Sizler de hatırlarsınız 70’li yıllarda Adada sokaklarımız kazınmış değil miydi? Yağmurda ayakkabılarımız çamur olmaz mıydı? Ben kurban derim o çamura, kınalı toprağına. Tepelere tırmanmadan yürüyüşe çıktığınızda gözünüz toprak yol arar ama bulamazsınız. Eskiden de asfalt yollarımız vardı ama toprağa hasret değildik. Kapısının önünü süpüren ada yürekli madam da yok, kovası küreği ile jardene oynamaya giden çocuk da yok artık. Belli başlı birkaç tümseği keyifle atlayarak pedal çeviren ben de yokum artık.

Şimdi, bugün var. Bugün hanımlar evlerinde toplanırken çocuklarını çukurların içinde oynarken bulmuyorlar. Kanalizasyon çukurlarından sızan sular toprağı yeşile boyamıyor. Gerçi bu yönden hizmet veriliyordu ama siz koşuşmuyor, yorulmuyor, amele beklemiyorsunuz artık.

Bizler biraz fazla şikâyet etmiyor muyuz? Yerli-yersiz şikâyetler sosyal medyada dolaşıp duruyor. Şu sosyal medya zaten kullanıldığı şekle göre önemli, onsuz da olmuyor, hayat yürümüyor. Belki de insan modellerini seçmekte, ahlaki değerlerin ve zekâ düzeyinin ölçülmesinde yararlı oldu. Demek ki, hamurunu ele vermeyen sağlam karakterli kişiler sosyal medyaya yenilmiyor.

Kınalıada’nın değerli evlâdı Sayın Selçuk Aral, her ne kadar asrın vebası Covid 19 dan dolayı bu yaz ailesi ile Adasından uzak kaldı ise de onun fotoğrafçılık sanatı kendisini Adalılara, yurdun her bir yanını da fotoğraflarla kendisine yakın tutuyor. Yine bir paylaşımının yorumlarında Flamingo yolu ağaçlarının yerini tespit ederken bir beyefendi bana günümüzü yazmaya daha çok odaklanmamı önermişti. Biz, onu da yapıyoruz fakat bugünü yazmak siz gençlere düşüyor. Umarım çok güzel cümleler kuracaksınız. Haklı bulduğum bir şey daha var ki, nostalji herkesin yüreğinde ve maalesef bunun görünür ve bilinen nedenleri varken hayatı karartacak kadar nostaljiye kapılmamak, dünü unutmazken saygıda kusur etmeksizin bugünü de yaşamak ve aktarmak lazım.

Geçmiş zaman içerisinde insanlar daha mı mutluydu yoksa mutlu olmak daha mı kolaydı? Belki de şimdi insanlar daha doyumsuz oldu. Her şeyin mükemmelini, daha daha fazlasını mı istiyoruz? Oysa elde edilen her şeye ne kadar emek verildiğinin bilincinde olabilseydik, aşkın kolay, sevginin ise emek istediğini görecektik. Sevdiğimiz şeye emek katınca onu içimizde hissediyoruz.

Her şey gönül şenliği içerisinde güzel, gönül şenliği ve güven içerisinde huzur ve mutluluk vericidir.

Son değişiklik Çarşamba, 02 Aralık 2020 14:29
Yorum yapmak için oturum açın