Salı, 02 Şubat 2021 19:02

Kese böceği yiyen sinekler ve Kent Konseyi

Ögeyi değerlendirin
(1 Oylayın)

Çam Kese Böcekleri

İstanbul'daki kaosa hem çok yakın, hem çok uzak bir yerde, ormanın içinde yaşıyoruz. Adaların yüzde 80'ini kızıl çam ormanı; orman günlük yaşantımızın bir parçası. "Kısa bir tur yapalım...", "Sabah yürüyüşü... " ya da Ay' Yorgi'ye...", "Luna Park'a..." derken, hep orman. Doğayı Adadaki ormanlarla, ormanın nefesiyle, ormanın güzelliğiyle hissediyoruz.

***

Bu sene, önce yeşil-sarı-beyaz renkli, sanki biri diğerinin kuyruğunu tutanarak ağır ağır yolun karşısına geçmeye çalışan sevimli tırtılların çokluğunu, sonra kuruyan çam dallarını, sonra da ağaçların üzerindeki uzun zamandır görmediğim "örümcek ağları"nı farkettim. Bir iki derken giderek sayıları arttı. Meğer o örümcek ağları sonbaharda yolda rastladığım o sevimli rengarenk tırtılların işiymiş. Şubat, mart aylarında ağaçları yeniden kurutmaya(!) devam edecek "o böcek"lerin ördüğü, böceklerin içinde kışı geçirecekleri "kese"lermiş. Onlar kese böceğiymiş.

Kese böcekleri, çam ağaçlarının yapraklarını yiyerek ağaçların ozmoz yapmasını, beslenmesini engelliyormuş. Zayıflayan ağaçlar başka zararlıların saldırısına karşı korunmasız kaldığı için kuruyormuş. Yoldan geçerken orman içinde boylu boyunca yatan, bana "şunu kesip şöminede yaksam" dedirten o kuru ağaçların nedeni çam kese böcekleriymiş.

Ağaçların tümüyle kuruması hemen bir yılda ortaya çıkmıyormuş. Kese böceklerinin verdiği zararı ağaçlar kendilerini hazirana kadar yenileyerek, kuruyan dallarını yeniden yeşerterek gideriyormuş. Ama bir sezonda bir ağaç kendini yenileyemeyecek kadar kurumuşsa, yani kese böceklerinin sayısı çok fazlaysa, kese böceklerine karşı mücadele edilmemişse, bir sonraki sene ağaçlardaki kuruma daha da hızlanarak devam ediyormuş. Sonuçta ormandaki doğal denge bozuluyor, başka bitki ve canlılar zarar görüyor, insanlarda ve köpeklerde alerji yapıyormuş.

***

Adalarda son beş yıldır hem ağaçlardaki keselerin, hem kuru dalların, hem de ormanda yerde yatan kurumuş ağaçların sayısı giderek arttı. Oysa Orman İdaresinin Adalılara kese böceğini unutturalı neredeyse on yıl olmuştu.

Şimdi ne oldu da kese böcekleri yeniden ortaya çıktı?

Çünkü kese böcekleri hiç yok olmazmış. Kese böceklerine karşı sürekli mücadele etmek gerekirmiş. Mücadeleyle böceklerin tümüyle yok edilmesi değil, böceklerin aşırı çoğalması ile ortaya çıkan tahribatın önlenmesi ve ormanın doğal dengesinin korunması hedeflenirmiş. Ziraat mühendisleri de bunun en çağdaş yöntemini ilaçta değil, kese böceği ile onu yiyen sineğin bir arada bulunacağı bir dengeyi sağlamakta bulmuş.

***

 

Laboratuvar

Adalarda, kese böceğine karşı, böcek yiyen sinek yetiştirerek mücadele çalışmaları 2003 yılında başladı. Adalar Kültür Derneği (Dernek), 2003 yılında Prof. Mehmet Kanat'ın (Kahramanmaraş Üniversitesi) yardımıyla "Orman Kampı"nda kese böceği yiyen sinekleri yetiştirildi. Bir yıl sonra Adalarda göreve başlayan Orman İşletme Şefi (Yüksel Özcan) Derneğin çalışmalarını destekledi, çalışmalar genişletildi ve Orman İşletme şefliğinin bodrum katında bir laboratuvar kurdu. Sonuçta ilk 5 senede yirmi bin, sonraki senelerde ise 10'ar bin sinek üretildi. Adalar'dan, Adana, Mersin ve İzmir'e sinek ihraç (!) edildi, başka şehirlerdeki sekiz laboratuvarın kuruluşuna destek verildi.

 

Adalılara kese böceğini unutturan, ara sıra orman içindeki yol kenarlarında böcek yiyen sineklerin yetiştirildiği "bu da ne?" dedirten yadigar tavalar hep o çalışmalardan arta kalanlar.

*****

Sonra?

Sonra Orman Şefi gitti, yenileri geldi, laboratuvar kapandı, çalışmalar durduruldu. Böcekleri önce ilaçla sonra yakarak yok etme gibi çoook eski yollar denendi olmadı, sonrasında mücadeleden tümüyle vazgeçildi.

İdarecilerin "Devlette süreklilik esastır" diye bir sözü vardır. Adalarda kese böceği ile mücadelenin macerası, bu sözün sadece "laf"ta kaldığı hepimizin gözleri önünde yaşandı.

Ya o çalışmaları başlatan Dernek ?

Dernek Başkanı Özer Kangür'e göre, çalışmalarının desteklenmesi bir yana, dernek Kent Konseyi'ni eşgüdümlemekle görevli Belediye Başkanı M. Farsakoğlu'nun kösteğiyle uğraştı. Öyle ki, kese böceği ile mücadele bir yana, ayakta kalabilmek için kendisi kesenin içine girdi.

***

Tava

Bu günlerde, böcek yiyen sinekleri yetiştirmek için daha önce ormanda yapılmış tavaların yeniden temizlendiğini, Orman Şefliğinin bir hazırlık içinde olduğunu görüyorum. Ancak Bölge Şefi "açıklama" yapamayınca, ne olup bittiğini öğrenmek mümkün olmadı. Tavalar, halen ağaçlardaki kese böceklerini öldürmeye yetecek kadar sinek üretmeye yetecek mi? Seneye daha az mı daha çok mu sinek göreceğiz? Başka Orman idarelerinden sinek alınacak mı? Adalarda yeniden üretim yapılacak mı? Nerede, nasıl? vs... Bu sorular ne yazık ki yanıtsız kaldı.

***

Kent Konseyleri, vali, kaymakam ve belediye başkanlarının sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) uyum içinde çalışmasını sağlamak amacıyla kuruldu. Ne var ki iktidar partisi ile belediyelerin aynı partiden olmadığı durumlarda bu uyum sağlanamıyor. Vali ya da kaymakam belediye başkanına "sorun" gözüyle bakıyor. Günlük haberler bu uyumsuzluğun örnekleriyle dolu. Adalar da bundan nasibini alıyor. CHP'li başkanların görev yaptığı süre içinde, Kent Konseyi çalışmalarından beklenen faydanın sağlanamamasının nedenlerinden biri bu uyumsuzluk.

Uyumsuzluğun bir başka nedeni CHP'li başkanların yetersizliği.

Çünkü, Kent Konseyini güçlendirmek, STK'lar arasındaki eşgüdümü sağlamak, sivil toplumu güçlendirmek büyük ölçüde Belediye Başkanı'nın görevi. Yasa,  Belediye Başkanlarını, Kent Konseyleri eliyle, bir bakıma sivil toplum lideri olarak tanımlamış. Oysa Adalarda yaşananlar CHP'li başkanların sivil toplum lideri niteliğinden çok uzakta olduklarını gösterdi. Son konsey toplantısındaki uygulamalara bakılırsa, bu dönemde de o zayıflık devam edecek. "Kaymakam destek olmuyor" diye ağlayana kadar yapılacak bir çok şey var. En azından yapılmayacak çok şey var: CHP'li Başkanlar, sivil toplumun güçlenmesi için, "sivil" (vatandaş, birey) yerine, kendilerine bağlı kulları, adı var kendi yok STK'ları olan bir "sivil"(!) toplum oluşturdu. Sonunda Adalar'da kullardan oluşan muhalif (!) politik bir ortam yaratıldı. Adalar, değneksiz köye döndü.

***

Kese böceği ile Ada ormanlarına kol kanat germe çalışmaları, genel idare ile, bir derneğin, bir sivil toplum kuruluşunun ortak çalışmasının neleri başarabileceğinin küçük bir örneği. Ama aynı zamanda, Adalılar için, kaymakamlığın desteklemediği, belediyenin STK'ları eşgüdümlemekte yetersiz kaldığı, hatta destek yerine köstek olduğu durumlarda, başarılı işlerin bile nasıl unutulup gideceğinin de bir örneği.

Hala umut varsa, geç kalmış sayılmayız.

31 Ocak 2021

 

Son değişiklik Çarşamba, 03 Şubat 2021 08:57
Yorum yapmak için oturum açın