Günlük yaşantımızda rastlantının önemli bir payı vardır. Saymakla bitmez... Örneğin penisilinin bulunması, Alfred Nobel’in bir patlama sonucu kardeşinin hayatına mal olan dinamitin bulunması, ava çıkarken beklentiler vs vs...
Benim konum televizyonda Sayın Canan Karatay’ın bir programına rast gelmem. O gün işlediği konu ekmekti. Kendisi ekmek tüketiminin asgariye indirilmesini konuşuyordu. Sebebi, ekmekteki gluten maddesiydi. Gluten maddesinin bilhassa çocukların zihinlerinin gelişmesini geciktirdiğini vurguluyordu.
Amcam, hiç unutmam Heybeli Ruhban Okulu’nda leyli olarak okurken günde yalnız bir dilim ekmek verildiğini anlatırdı. Bilindiği gibi ekmeğin, makarnanın, bisküvi tatlılarının, pastaların başlıca hammaddesi undur. Un ise buğdaydan elde edilir. Buğdayın birçok çeşidi vardır. Ancak Sayın Canan Karatay’ın programı beni bir araştırmaya yöneltti. O da bir buğday çeşidi olan Zea’yı araştırmama...
Bilimsel adı Zea Mays. Ayrıca Zia, Emmer, Dinkel de denilebiliyor.
Zea, belki de en eski tahıl ürünüdür ve eskilerin başlıca gıdasıydı. Zea ile ilgili yapılan analizlerden çıkan sonuç şudur: Bu ürün gluten değil, magnezyum içermektedir. Magnezyumun zihnin gelişmesini sağlayan önemli özelliğe sahip olduğu saptanmıştır.
Şimdi bu konu il ilgili 2500 yıl öncesine biraz gidelim mi?
Zea, Yunanistan’da ekilen tek buğday cinsiydi. Bizim bildiğimiz buğday, bilinmiyordu. Besleyici tek gıda maddesi zea idi. Bazı bilim adamları o devrin insanlarının çok zeki olmalarını zea’nın etkisine bağlıyordu. Örneğin o devirde yaşamış olan filozofların, mimarların, tıp adamlarının, matematikçilerin, fizikçilerin, yazarların, devlet adamlarının, heykeltıraşların örnek olarak insanlığa yaptıkları katkıların zea sayesinde olduğunu dile getiriyorlar.
Eski insanlar neden bu kadar zeki idiler? Cevabı tektir. Tıbbın babası Hipokrat’ın dediği “sağlıklı beyin sağlıklı vücutta bulunur ve bunun ilacı da gıdadır” sözündedir. Hipokrat’ın bu sözlerine dayanarak aynı zamanda bir maraton koşucusu olan Cerrah Dimitra Tilianaki, Hipokrat ve Pisagor’un zamanındaki beslenme alışkanlıkları ile yakından ilgilendi.
Cerrah Dimitra Tilianaki’nin ilmin gelişmesine rağmen kanser, beyin kanamsı, kalp sektelerinin ilaç yoluyla tedavi edilemediği sorusu canını sıkıyordu. Sorunun çözümünü ararken tedavinin ilaçlarla netice alacağı hususunda kuşkuya kapıldı. Alınan gıdalar arasında ekmek, makarna, pastaların bulunması ve bunların gluten maddesi içermesinden dolayı, insanların zihninin bu madde yüzünden yeterince gelişemediğine inanıyordu. Ve bu hastalıkların iyileşmesinin önemli nedenlerinden biri olarak bunu gördü araştırmalarında.
Zea nedir
Bilinen Türkçe adıyla mısırdır. Genellikle çok nemli iklim bölgelerinde yetiştirilebilen, tek yıllık özellikle yağı doymamış yağ grubunda olan bir tarım bitkisi. Tanesindeki ham yağ yulaftan sonra en yüksek değer veren besin maddesidir. Meksika ve Orta Amerika kökenlidir. Sınıflandırma koçan sekli, tane şekli, iriliği, sıralar arası açıklık, koçan ucundaki boşluk, somak rengine bakılarak yapılır. 1600 yıllarında Suriye yoluyla Mısır’dan İstanbul’a “Mısır buğdayı” ya da “Mısır darısı” adıyla gelmiştir. Zaman içinde de kısaltılarak (dil biliminde ellipse adı verilen olay) mısır adını almıştır. (kaynak: vikipedi)
Zea’nın özellikleri nedir?
Diğer buğday çeşitlerine göre on kat daha fazla magnezyum içermektedir. Ekildiğinde mantarlı hastalıklara karşı korkunç dayanıklıdır. Bilhassa rutubetli yüksek yerlerde, yüksek miktarlı bitkisel lifleri sayesinde kandaki kolesterolü azaltır. Normal buğdaya nazaran gövdesi daha kalın ve dayanıklı olup, başak kısmında her hücrede bir-iki buğday tanesi taşır. Bu nedenle zea’dan iki kat daha fazla ürün alınabilir.
Diğer taraftan her türlü sıcak ve soğuk iklim şartlarına dayanıklıdır. Ancak ürünün pahalı olması, üretim aşamasındaki maliyet yüksekliğinden dolayı çiftçiler ekimine rağbet etmemektedir.
1920 yılında sebebi bilinmeyen bir nedenle ekimine yasak getirilen zea, sözlüklerden de çıkarılmış. Buna rağmen Belçika ve Almanya üretime devam ettiler ve kilosu 6,5 Euro’dan ihracatını yapmaktadırlar.
Günümüzde Yunanistan’da az da olsa zea ekiliyor ve bazı pastanelerde ekmek, bisküvi imalinde kullanılıyor. Üretimi az olduğu için ekmek dilimler halinde satılıyor. 250 gramlık bir ekmek 12 Euro’ya kadar alıcı bulabiliyor.
Sonuç olarak Sayın Canan Karatay’ın savunduğu gibi normal ekmek asgariye indirilmeli, küçük çocuklara günde bir dilim glutenli ekmek yedirmeliyiz. Bilmem bu fikre siz de katılır mısınız?