Dünya Mirası Adalar Girişimi, 2019 etkinliklerinin ilkini, 17 Şubat Pazar günü, Büyükada Splendid Otelinde düzenledi.
Davetli konuşmacı, Emin Mahir Başdoğan’dı. Konu ise, Başdoğan’ın, 2019 Ocak ayında çıkan “At’a Sözlerimiz” kitabı üzerinden, Adalar’ın atlı geleceğine bir bakış idi.
Toplantının moderatörlüğünü, Adalar Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Dünya Mirası Adalar Girişimi’nden Halim Bulutoğlu idi.
Splendid Oteli’nin orta avlusunun tarihi atmosferinde gerçekleşen toplantıya 100’e yakın izleyici katıldı.
Söyleşi, Halim Bulutoğlu’nun, Adalar’da at ve faytonculuğun tarihine ilişkin kısa açıklamalarıyla bezenen sorulardan ve Mahir Başdoğan’ın yanıtlarından oluştu. İkinci bölümde ise izleyiciler sordu, Başdoğan yanıtladı.
Soruların tamamına yakını Adalar’da faytonculuğun, son dönem öne çıkan sorunları üzerineydi.
Emin Mahir Başdoğan, 1960’lı yıllarının yazlarını, yani çocukluğunu ve ilk gençliğini Büyükada’da geçirmişti. Adayı iyi biliyordu, sonra da ilgisi hiç eksilmemişti.
Bir dönem, Faytoncular Odası’na gönüllü danışmanlık da yapan Emin Mahir Başdoğan, konuşmasında, Adalar’da atlara ve atlı arabalara sahip çıkılması ve korunmasının önemine dikkat çekti.
Yaşanmakta olan sorunların üstesinden gelinebileceğini, akıllı bir yönetim politikasıyla, bu geleneğin sürdürülebileceğini vurguladı.
Kabaca şu tespit ve önerilerde bulundu.
Türkiye’de artık at yetiştiriciliği sadece jokey kulüpleri için, yani yarış atları için yapılıyor. Adalar’da kullanılan atların çok büyük bölümü de bu iş için uygun olmayan atlar. Arabalar için uygun at neslinin yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. Adalar bunu da başarabilir.
Atın bahtsızı arabaya düşer diye bir söz vardır. kitabımda da kullandım. Bu ne yazık ki, araba ve arabacıyı küçümsemek için kullanılmaktadır. Hatta Türk arabaya değil ata biner gibi de çevrilebilir bu söz. Halbuki yanlıştır. Abestir. Geleneğimizde ata binmek kadar, ata koşulmuş arabaya binmek de vardır ve çok önemlidir. Türkiye’de Binicilik Federasyonu vardır ve bunun içine itina ile arabacılık dahil edilmemiştir, küçümsenmiştir. Tarihte araba kullanılmıştır. 1800’lü yılların ortasında, bugünkü faytonlara benzeyen, saray efradı tarafından kullanılan kapalı atlı arabalardan çok önce de, koçi tabir edilen atlı arabalar kullanılmıştır ve Kanuni Sultan Süleyman’a kadar uzandığı da bilinmektedir.
Kısacası, arabayı yok farz ettiğimiz zaman atla birlikte kalmıyoruz. Çok iyi atçıyız biz lafı havada kalıyor. Atla araba etle tırnak gibidir. Taşıma kabiliyeti olarak düşünülürse, şarttır.
Adalar’da ahırların hali içler acısıdır. Değil insanların, sürücüler ya da seyislerin, atların bile barınması için koşullar yoktur.
Çalışan Atların dinlendirilmesi çok önemlidir. Padok, yani gezinti alanlarının bulunmaması vahimdir. Atların serbest dolaşabileceği, yatıp yuvarlanabilecekleri alanlar, onların bakımı, sağlığı için yaşamsaldır.