Salı, 31 Ocak 2017 21:02

Çocuk kalabilmek

Ögeyi değerlendirin
(0 oy)

spor salonu 280xSeksenli yılların çocukları, boş arazilerde, ağaç tepelerinde, derelerde tepelerde oyun oynamak konusunda neredeyse bir sporcu kadar yetkindiler. Tırmanmak, zıplamak doğal hareketlerdi. Bir ağaca tırmanamamak zamanımızın en büyük ayıbı sayılırdı. Çelik çomak oynamaksa bir tenisçinin raketini kullanmayı öğrendiği zaman kadar zaman ve çaba isterdi. Aramızda bileğini bükemediğimiz çelik çomakçılar vardı.

Seksek oynamak da ip atlamak da dengenin hesabı konusunda uzmanlaşmaya bağlıydı. Takla attığımız zeminin sertliği hiçbirimizin önemsediği bir durum değildi. Bilyesi olmayan çocuk, bilye satmayan bakkal yoktu. Sokaklarda pürüzsüz kazılmış minik çukurların misket için tasarlandığını bilmeyen çocuk yoktu. Hatta dansımız bile sokak oyunlarımıza uyumlu break danstı. Derelerde yüzülür, su altında nefes tutularak yarışılırdı.

Sokakta zaman güneşin doğmasıyla başlar, batmaya başlamasıyla biterdi. Aramızda kilolu neredeyse hiç çocuk yoktu üstelik aç çocuk da yoktu. Bizden bir yaş dahi büyük olsa sokak oyunlarının terbiyesiyle ona saygı duyulur, oyunlardaki deneyimlerinden dolayı hürmet gösterilirdi. Sokakta yaşı belirleyen en büyük etken oyunlardaki becerilerdi. Küçük bir çocuk başarı gösterdiğinde büyük abi ablalar onu sevecenlikle över grubun maskotu ya da iftiharı konumunda görürlerdi. Hatta kendini başarısız görüp üzülmesin diye “fasülye” lakabı takılmamış hiç küçük çocuk yoktu da diyebilirim.

Taşları üst üste koyarak oynadığımız yedi kule, hiç voleybol maçı izlemeden sadece adını duyarak oynadığımız voleybol benzeri filesiz top oyunları, potayı hayal edemediğimiz için içimizde ukde kalan basket maçları. Spor aletleri konusunda çocuk tasarımları dışında hiçbir aletimiz yoktu.

seksek ip 280x
spor malzemesi 280x
tirmanma duvari 280x
 

Veeeeee büyüdük. Ne yazık ki büyüdük! Aslında büyüyen sadece bedenlerimiz ile hayattı. Güzelleştirmesi ve daha kaliteli yaşamamızı sağlaması gereken fikirlerimiz ve bakış açılarımız olmalıydı. Oysa bizler korkularımızı, güvensizliklerimizi, kuşkularımızı, ümitsizliklerimizi mi büyüttük acaba? Çünkü büyümek demek sokakta oynadığımız oyunların daha rasyonel hale getirilmesi olmalı değil miydi?

Neyse ki aramızda büyümeyenler de oldu. İyi ki. Onlardan biri bugün devletimize ait bir okulda müdürlük yapıyor. Benim çocuklarımın da müdürü olduğundan sürekli gözleme imkânım oluyor. Her yaptığı iş sanki sokak oyunlarının geliştirilmiş hali gibi. Büyükada Şehit Murat Yüksel İlkokulu’nda okuyan çocuklar da onların velileri de okul müdürü Recep Kızılırmak’ın çabaları konusunda hemfikir.

  • Büyükada’da dere yok, ama o masmavi denizde güvenle yüzebilsinler diye Büyükada Su Sporları Kulübü’nde ücretsiz yüzme dersinin verilmesini de;
  • Sanat alanında kampları da, çocuklar için düzenlenen gezilere verilen önemi de, çevre için atık toplamayı da;
  • Satranç yarışmalarını da gitar, keman, bağlama, drama, viyola, çello, kontrbas kurslarını da;
  • Tiyatrosuz adalarda tiyatro gösterimini de;
  • Atletizm yarışmalarına önem vermeyi de;
  • Ve belki üzülerek unuttuğum birçok değeri de büyümeden yaş almayı başarmış bu çocuğa borçlu olduğumuzu düşünüyorum.

Bugün sokakta oynayacak yer ya da güvenli bir ortam olmayabilir ama okulun en alt katında bir nebze de olsa o günkü çocukluk anılarına olan borcunu ödeyebilmek için oluşturmaya çalıştığı bir spor salonu var. Spor salonu beden derslerinin kalitesini arttırabilmek için tasarlanmış. Bizler doğru kullanmak ve değer vermek konusunda çocuklarımızı bilinçlendirebilirsek başka çocukların ilerde o salonu daha da geliştirdiğine şahitlik edebileceğiz.

Aslolan, sahip olduğumuz her imkânı değerlendirdikten sonra geliştirerek ve güzelleştirerek tekrar yeni sahiplerine iade etmek olmalı değil mi?

Son değişiklik Perşembe, 02 Şubat 2017 05:12
Yorum yapmak için oturum açın