Sayı 160 - Ekim 2018

Sayı 160 - Ekim 2018

Adalı olmak...

Kapak fotoğrafı: Nihat Malçuk

Yaz sonbahara dönüyor. Öyle bir dönüş ki, kararsız. Kararsızlığı havadan, rüzgardan, ısıdan, güneşin yakıcılığından izleyebiliyoruz. Bir doludizgin yağmur, ardından içimizi sımsıcak saran güneş. Bir lodos, bir poyraz olup deli esen rüzgar (buna bir de kasırga söylentileri eklendi), bir yaprağa bile dokunmaya kıyamayan sükunet.
Bugünlerde, kalkacak mı, kalkmayacak mı tartışmalarıyla gündeme gelen faytonların Adalar’da son 20 yılına bakmak istedik.
A.B. Büyükelçisi Berger, Büyükada’da düzenlenen toplantıda,  Yetimhane'nin korunması için yapılacak çalışmaların takipçisi olacağını söyledi.
Bir binanın korunmasını planlarken binayı izlememiz gerekir. Yetimhane binası çökmek üzeredir ama konuşmaya devam etmektedir.
Geçen ay sevgili Yorguli’nin gidişiyle ilgili duygularımı yazarken, zaman zaman gözlerim dolduğunda, kendi kendime “Başka böyle yazı yazmak, bir daha ölümden söz etmek istemiyoruuum” diye söyleniyordum kâh içimden, kâh yüksek sesle.
İngiliz Şef Dr. James Ross yönetimindeki İngiliz Purcell Genç Müzisyenler Okulu ve ünlü şef Cem Mansur yönetimindeki Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, Adalar Çocuk Orkestrası'na destek sağlamak için Büyükada’da 3 gün süren bir müzik kampı ve 2 konser düzenledi.
Bütün hikayemiz 2016 ilkbaharında Pınar Satıoğlu’nun bizi Barış için Müzik Vakfı ile tanıştırması ile başladı. Adalarımızda biz de bir orkestra kurabilir miydik?
İstanbul deyince aklımıza sembolleri gelir; Galata Kulesi, Gezi Parkı, Kız Kulesi. Ama bu semboller sadece estetik olarak değil, onlarla ilgili yaşanan anıların, tarihin de hatırlattıkları ile algılanır.
Sonbaharı Adalarda yaşamak nimettir. Esasında güzel olan İstanbul’un sonbaharıdır.
Adalararası MacerAda yarışlarının altıncısı Büyükada'da gerçekleşti.