2021’in ilk günlerindeyiz. Tedirgin bir adım attık 20’den 21’e. Dileklerimiz, umutlarımız gelenin gideni aratmamasında. Öyle şeyler yaşadık ki, daha kötüsü olmaz diye düşünse de insan, beterin beterinin olduğu akla düşmüyor değil. Yeni millennium diye alâyı valayla karşıladığımız 2000’den sonra olanları bir sıralamaya kalksak yeter. Ne ummuştuk ne bulduk. Dünya globalleşecek,…
Bir an önce bitsin de kurtulalım dilekleriyle uğurlanan 2020 Adalar’da bize ne bıraktı? İşte ay ay olan bitenin dökümü. Buyurun. Dilediğinizi seçin alın.
İnsan aşı olup olmayacağına ilişkin kararını, tam aşılanacağı zamanda değil, daha önce yaşadığı süreçte, yöneticilere ve bilime olan inançlarıyla şekillenen güven duygusunun etkisiyle daha önceden vermiş oluyor.
Bu yazıda Adalar’a işleyen vapurların kurumsal tarihinden çok, vapurlar çevresindeki sosyal yaşamdan söz edeceğiz. Genellikle gazete yazıları, röportajlar, anılar gibi güncel yaşamı yansıtan kaynaklara başvuracağız. Ele alacağımız dönem ise, öncesi ve sonrasına da zaman zaman uzanmamıza karşın esas olarak Akay dönemi olacak.
Nihayet yeni kitabım okuyucularıyla buluşuyor dostlar. BGST Yayınları’ndan çıktı. Gerçekten; nihayet. Bu kez hiç kolay olmadı doğrusu, çok uzun sürdü ve çok uğraştırdı.
Bir meczubun ABD’nin başında olmuş olmasının fevkalade tehlikeli olduğu açık. Parmaklarının ucunda nükleer tetik var. Aslında Başkan olmasa akli dengesizliği dolayısıyla dışarıda dahi olmaması gerekti.